Yaşadığım bazı unutulmaz koca ve değerli anılar ben öyle olmasını istiyorum diye değerli sanırım.
İnsanın kendini kandırması değil daha farklı bir durum bu. Şimdi geçmişe dönüp baktığında “O an” olmasını istediğin ve değerli bir şeyler bulmak istediğine eminim. Peki ya olmadıysa ?
2009 gerçekten dönüp dönüp hatırlayacağın o devasa anıların olduğu yıl mı ? Yoksa ben mi öyle olmasını istiyorum ? Bir anının devasalığı hangi kriterlere göre ölçülür öncelikle bunu düşünmem gerekiyor sanırım. Bana göre bu o anıyı ne kadar çok hatırladığın değil, hatırladığında şuan içinde bulunduğun andan ne kadar koptuğun.
Bu kriterlere göre birimiz Prens Mişkin, birimiz Nastasya Filippovna. Güzel kızların güzel resim çizdiğine olan inancım kadar büyük bir inançla inanıyorum ki ben gözümde büyütmüyorum, sadece Ah Muhsin Ünlü’nün “ayakkabılarını kapımın önünde görmek istiyorum” dizesine katılmıyorum.
Ben tamamen pislikçe bir şekilde ayakkabının altında adımın yazmasını istiyorum.

Tabi şimdi sen kalkıp huzur içinde yatmayacaksın, dizlerin üşüyecek, tabi ki güzel izlerinden kurtulacaksın. Sadakatin sancısı ufacık bir fotoğrafta koşup gitmeme neden olacak farkında bile olmayacaksın. Sosyoloji ile arkeoloji gibi olacağız, inceleyebileceğin bir adet canlı organizma kalmayacak.
Dudakların kanadığında bile gitmemeni isteyip, kolumu sıktığında koşacağım. Bunu yapmamak için canımdan can harcayacağım, yitirene kadar en ilkel fiziksel nefsi.



